Sonku, Cahide

Sonku, Cahide

(1916 – 1981) Tiyatro, sinema oyuncusu.Yemen’de doğdu. 16 yaşında Halkevleri’nde sahnelenen piyeslerde dikkat çekti. Muhsin
Ertuğrul’un keşfiyle Darülbedayi’ye geçti, ardından İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Shakespeare (Macbeth) ve Çehov (Vanya Dayı) oyunlarında önemli roller üstlendi. Gene Ertuğrul’un yönettiği filmlerde oynadı: Önce Söz Bir Allah Bir’i (1933) çektiler, ama asıl ününü Aysel Bataklı Damın Kızı’nda (1934) elde etti. Şehvet Kurbanı (1940) çekildiğinde ise artık bir süperstar olmuştu.Şöhreti yakaladıktan sonra Cahide dizginleri koyverdi; narsist, mağrur, erkeksi, ağzıbozuk bir seksapel edindi. Henüz ünlü değilken Beyoğlu dolayında Körfez, Cumhuriyet, Galata’da Panayot gibi meyhanelerde tiyatrocu dostlarıyla birlikte rakı içerdi. Yerli Marlene Dietrich ilan edildikten sonra meyhaneleri küstürüp Tokatlıyan, Park Otel, Pera Palas barlarına takılmaya, yeraltı dünyasından kişilerle düşüp kalkmaya başladı. Ardından Tütün Kralı lakabıyla anılan dönem milyoneri İhsan Doruk’la evlendi. Pera Palas’taki düğününde ünlü operet oyuncusu Zozo Dalmas’ı kıskanıp şampanya şişesiyle barın aynasını kırdı.

O zaman herkes ürperdi, üçer kere tahta tıklattılar, kulaklarını çekiştirdiler, nitekim kırılan aynanın uğursuzluğu bundan
böyle Cahide’nin yakasını bırakmayacaktı. İktidardaki Demokrat Parti’ye yakınlığıyla bilinen İhsan Doruk, bir gün Ayaspaşa’daki evlerine devrin başbakanı Adnan Menderes ile birlikte gelir. Oyun dönüşü tiyatrocu dostlarıyla sohbet eden Cahide, bu sürprizden pek hoşlanmamıştır: “İhsan, ben işimden sonra evime gelip arkadaşlarımla iki kadeh rakı içemeyecek miyim,” diyerek odayı terk eder. Menderes şaşkın ve kibardır: “Ben size dememiş miydim? Hanımefendiyi rahatsız ettik.” Bu hikâye kariyerinin doruklarındaki Cahide’nin kaprislerini örneklemek için anlatılsa da, olayın tanıklarından İsmet Ay tepkiyi “başbakanı uygun bir giysiyle karşılayamamasının getirdiği heyecan” olarak yorumlamıştı. Ancak Cahide 1956’dan sonra sinemada artık başrol alamaz hale geldi. Tiyatroda içki tutkusu nedeniyle istenmedi. Düşüşü çok hızlı oldu.Onu Beyoğlu’nun arka sokaklarında yırtık pırtık
giysiler içinde titreyerek yürürken, parasızlıktan mavi ispirto çekerken görenler ardından, “vay be, topuklu ayakkabısından şampanya içilen kadın bu mu!” diyerek ibret dersleri çıkarmaya başladı. Agâh Özgüç’ün onunla yaptığı meyhane söyleşilerinden
birinde şunları söyleyecekti: “Ben düşmedim. Bu hayatı kendim istedim ve kendim seçtim.” Dekadans günlerinde son büyük aşkı
Cahit Irgat ile kaderini birleştirdi. Birlikte Cahitler Tiyatrosu’nun kurdular, ama iş işten geçmişti. Paldır küldür kapısı olmayan kömürlüklere kadar düştüler. Önce Cahit, ardından 18 Mart 1981’de Cahide bize veda etti.

ÜMİT BAYAZOĞLU

Agâh Özgüç Türk Sinemasının Kadınları / Giovanni Scognamillo
Türk Sinema Tarihi

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>