Nahit Hanım

(1909-2002) Rakı kültürüne mal olmuş rint kadınlardan.Girit doğumlu Nahit Hanım, İstanbul’daki eğitimi sırasında Hasan Âli Yücel ve Reşat Nuri Güntekin’in öğrencisi oldu; felsefe okudu, edebiyat öğretmenliği yaptı.Eğitimci Halil Vedat Fıratlı ile evlendi. Orhan Veli’yle dillere destan bir aşk yaşadı.Şair, ona hayranlığını Aşk Resmigeçidi şiirinde şu dizelerle anlatacaktır: Gelelim sonuncuya Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar.   İkinci eşi bir şairdi: Arif Damar. Edebiyatsız bir yaşam düşünemeyen Nahit Hanım, Ankara ve İstanbul’da evini dönemin ünlü  edebiyatçılarına açarak, cuma...
read more

Kadın tabusu

Cumhuriyet döneminde biçimlenen klasik meyhanede kadınlara yer yoktu,dahası, kanunda yer almadığı halde meyhanenin kadınlara yasak olmasına yol açan yaygın bir kadın tabusu vardı. Cumhuriyet ile birlikte azınlık meyhanelerinde, ağırlıkla Rum tavernalarında bu tabu sarsılmaya başladı. Örneğin Aralık 1946’da Recep Peker hükümeti, yoksullaşan halk kesimlerinin mavi ispirto içmesini önleme gerekçesiyle rakı fiyatlarını indirmeye kalktığında,Cumhuriyet gazetesi yazarı Burhan Felek şöyle şikâyet ediyordu: “Bana isterseniz karamsar,isterseniz kötümser deyiniz,bugün bizde içki,hem de sert içki alabildiğine...
read more

Uyar, Tomris

Uyar, Tomris
(1941-2003) Öykücü,denemeci, çevirmen. İçkinin yaşamında ve yazılarında en geniş yer tuttuğu yazarlardandır Tomris Uyar. Onun öykülerinde kişilerinin sosyal ve kültürel düzeyleri tercih ettikleri içkilerle açığa çıkarılır. Sözgelimi rakı, görmüş geçirmişlerin sofrasında, yıllanmış dostluklara eşlik eder. Tüketim toplumunun yozlaştırdıkları ise viski-çiğköfte birlikteliğini hiç yadırgamazlar.Uyar’a göre rakı her saatte içilebilir ama, inceliklere dikkat gerekir: bar tezgahında çilingir sofrası donatılmaz, ayaküstü rakı alınmaz.Rakı, votkayla birlikte Tomris Uyar’ın en sevdiği içkidir.Votka güzel,...
read more

İçki kültürümüze iz bırakan hanımlar…

İçki kültürümüze iz bırakan hanımlar…
Söze önemli bir konuya değinerek başlamak istiyorum. Ne yazık ki, günümüzde yayınlanan kitapların bazılarında, geleneksel meyhanelerimizin sakileriyle günümüz barmeni bir tutulup ayrım yapılmıyor. Oysaki Osmanlı Dönemi’nde meyhanelerin içki tevzi tezgâhlarında görev almış olan “tezgâhçı”, genel tabir ile “mastori” veya sofrada konuklara hizmet vermiş olan “saki” (ortacı) ile günümüz barmenini aynı kefeye koymak doğru değildir. Yapılan yiyecek ve içecek servisinde, yani hizmette benzerlikler vardır belki ama o zamanki meyhane müdavimlerinin, bazılarının sakilerden beklentileri hizmetin çok ötesinde,...
read more

Karaböcek, Neşe

Karaböcek, Neşe
(1945) Asıl adı Neş’ecan Göktürk; yüzü aşkın 45’liğinde pek çok farklı tarzda şarkılar yorumlayan plak kraliçesi, oyuncu. Üç buçuk yaşındayken Ankara Devlet Tiyatrosu’na girdi. Henüz ilkokula başlamadan rol aldığı Kara Böcek adlı oyun,müzik piyasasında tanındığı Neşe Karaböcek adını tescilledi. Yedi yaşındayken Cebeci’de,Dörtyol Aile Bahçesi’nde ablasıyla beraber Karaböcekleradı altında türkü söylüyordu.50’li yıllarda Ankara Radyosu’nda Latin parçaları icra etti, ilk gazino deneyimini İstanbul’da Bomonti Bira Bahçesi’nde yaşadı. 1969’da, Suat Sayın’ın Artık Sevmeyeceğim bestesini flamenko anlayışıyla...
read more

Sonku, Cahide

Sonku, Cahide
(1916 – 1981) Tiyatro, sinema oyuncusu.Yemen’de doğdu. 16 yaşında Halkevleri’nde sahnelenen piyeslerde dikkat çekti. Muhsin Ertuğrul’un keşfiyle Darülbedayi’ye geçti, ardından İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Shakespeare (Macbeth) ve Çehov (Vanya Dayı) oyunlarında önemli roller üstlendi. Gene Ertuğrul’un yönettiği filmlerde oynadı: Önce Söz Bir Allah Bir’i (1933) çektiler, ama asıl ününü Aysel Bataklı Damın Kızı’nda (1934) elde etti. Şehvet Kurbanı (1940) çekildiğinde ise artık bir süperstar olmuştu.Şöhreti yakaladıktan sonra Cahide dizginleri koyverdi; narsist, mağrur, erkeksi, ağzıbozuk bir...
read more

Kanto

Kanto
Ortaoyunu’nun tamamlayıcısı niteliğinde,19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tiyatro sahnelerinde piyes başlamadan önce seslendirilen fantezi şarkılar.Kantocu kız, dönemine,göre epeyi açık saçık bir kıyafetle, tüller içinde hoplayıp zıplayarak, göbek kıvırarak şarkı söylerdi.1870-1920 yılları arasında Peruz, Şamram,Büyük ve Küçük Amelya, Büyük Virjin, Minyon Virjin, Kamelya, Tereza, Luçika ve sonradan bir ses sanatkârı olarak ünlenen Denizkızı Eftalya en namlı kantoculardı. Hepsinin de çok sayıda âşığı vardı. Bunların içinde Saray’a yakın paşazadeler yanında mirasyedi beyler, kabadayılar,...
read more

Afife Jale

Afife Jale
Afife Jale (1902-1941) Sahneye çıkan ilk Türk kadını unvanını taşıyan aktris. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen İstanbul Belediyesi’nin tiyatro kurumu Darülbedayi’ye girdi. Müslüman kadınlara sahne yasağının sürdüğü Mütareke yıllarında kendisine rol verilmeyince küstü, rol bulduğundaysa emniyet engeline takıldı: Kadıköy’deki Apollon Tiyatrosu’nun makine dairesine kaçarak tutuklanmaktan kurtuldu. Bazı özel tiyatrolarda çalıştı, Anadolu turnelerine çıktı. Bu bunalımlı günlere içki ve uyuşturucuyla tahammül gösterdi, aynı sebeple sanatından gitgide koptu.1933’de, Kuşdili Çayırı’ndaki Hafız Burhan...
read more

Erbil, Leylâ

Erbil, Leylâ
Psikanalizden yararlanarak toplumsal kurumları cesurca sorguladığı öyküve romanlarıyla öne çıkan yazar.Leylâ Erbil tarihsel olarak erkek dünyasının egemen olduğu meyhane kültüründeki kadın tabusunu yıkan öncü kadınlar arasında yer alır. Yaşıtları arasındatek başına meyhaneye giden ilk kadınlardandır.Bu asi duruşuyla başta Sait Faik olmak üzere bir önceki edebiyat kuşağının hayranlığını kazanmıştır. Tuhaf Bir Kadın (1971) adlı romanında aydınların uğrak yeri de olsa sonuçta bir erkek mekânı olan Lambo’ya geniş yer verir.1950-60’larda Beyoğlu’nun gece hayatına damgasını vuran bohem kuşağının önde gelen...
read more

Urgan, Mîna

Urgan, Mîna
İngiliz edebiyatı profesörü, çevirmen,yazar. Giderayak kaleme aldığı Bir Dinozorun Anıları’yla gönülleri fethetmiş, kıvrak dilli,zeki ve matrak, entelektüel ve haylaz bir kadın olarak Mîna Urgan, kendi deyimiyle, bazı genetik durumlardan ötürü alkolü her zaman sevdi. On yaşındayken kesme şekerlerin üstüne bol bol kolonya damlatarak yerdi. Bu bilinçsiz alkol eğilimini zamanla temkinli, rakının yemeklere eşlik ettiği bir rejimle dizginledi, ancak emekliliğinden sonra bilinçli bir akşamcı oldu. Bir insanın her akşam içebileceğini, bütün sorunun ölçüyü asla kaçırmamak olduğunu düşündü. Ölçüsü iki tek idi;...
read more

Yazar, Gönül

Yazar, Gönül
(1932) Türk sanat müziği yorumcusu, sinema oyuncusu; Taş Bebek. Doğduğu kent İzmir’de bir ses yarışmasında birinci geldi. Şarkıcı ve gazinocu Necdet Yazar’la evlenerek musiki çevrelerine girdi, İzmirve Ankara radyolarında söyledi, İstanbul sahnelerine,Yeşilçam’a transfer oldu. 1950’lerden başlayarak çalkantılı aşk hayatı, dekolte pozlarıve cesur beyanatlarıyla her zaman gündemde kaldı, sevildi. Müstehcen bulunarak yasaklanan Halimem şarkısını mahkemede keyifle savundu:“Bunun neresi müstehcen, ninem bile söylüyor.”Gündelik hayatında olduğu kadar, şarkılarındada kalender meşrepti: Mevsimler geçiyor...
read more

Onun Bedeni Bir Tımarhane…

Onun Bedeni Bir Tımarhane…
“Bazen mavi saçları var onun, kırmızı yıldızdan yapılma bir toka iliştirdiği… uzun siyah saçları… kırmızı kısa saçları… kimseye aldırmadan, gözlerini kapatarak söylediği sözleri var sonra… elleri iki yanda, öylece salınarak söylediği şarkıları… birden, hızla, herkesin gözünün önünde, inadına oynamaları… bilerek isteyerek dur durak vermediği, hesap kitap etmeden söyleyişi: “kalbim duraksız haykırışlarda…” kafa tutmaları… kahve falları… eğmediği başı… ‘Bir Yıldız daha sönüyor’ nidalarına, hevesli ölü yiyicilere...
read more

Turgut Uyar dizesi gibi kadın Ceylan Ertem

Turgut Uyar dizesi gibi kadın Ceylan Ertem
Herkesin hayatında keşke dediği yığınla şey vardır, benim de “ah keşke şu kadınla bi rakı sofrasına otursak” dediğim kadınlarım var. Kendimi bildim bileli her anımın şarkısını yazan Sezen (Aksu) var listemin en başında ardından kocası Yaman Okay’ı anlattığı bi yazı nedeniyle Meral Abla (Okay) gelirdi. Meral Abla buralardan giderken en çok Sezen yalnız kaldı diye düşünüp üzülmüştüm. Sonra Yıldız (Tilbe) gelir bütün deliliğiyle oturup uzun uzun her şeyden konuşulabilir kadın, Nazan (Öncel) var listemde çok ağlar çok güleriz diye aklımdan geçer, Kibariye var dertleşmek istediklerimin arasında bir de...
read more

Rakı içilesi 10 kadın

Rakı içilesi 10 kadın
Kadın ve rakı kelimeleri (artık bol bol) yan yana düşünce aklıma hep aynı şey geliyor. İki kelime, dört harfli: Oh be! Rakının yüzyıllar boyu en büyük ayıbı erkek içkisi olarak anılması olmuştur. Hani bütün içkiler bir şekil erkek içkisi olarak anıldı buralarda. Ama rakı bu konuda hep ön saflarda koşar(dı). Hani şu paçoz “erkek adam” vurgusu var ya, sanki “kadın adam” varmış gibi, o vurguyla rakı pek bir sevişirdi. Daha fenası rakı içen kadınlara iltifat niyetiyle “erkek kız” denirdi. Şükür geçti o günler. Efendim arada hatırlatmak gerekiyor, rakı büyülü bir içkidir. Su katınca beyazlar, kimyası...
read more

Senar, Müzeyyen

Senar, Müzeyyen
Güçlü sesi, kendine özgü yorumu ve sahne edasıyla bir ekololan Türk sanat müziği şarkıcısı; Cumhuriyet’inDivası. Bursa’da doğdu, 1931 yılında İstanbul Radyosu’nda söylemeye başladı. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin yanı sıra Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak gibi üstatlardan dersler aldı. Kısa sürede, pek çok bestekârın eserlerini yorumlatmak için aradığı bir isim oldu. 1933’de İstanbul Harbiye’deki Belvü gazinosunda ilk kez sahneye çıktığında, mahkeme kararıyla yaşını büyütmek zorunda kalmış, henüz 15’inde bir genç kızdı. İlktaş plağının kaydı 1934’te yapıldı. Ertesi yıl, Dolmabahçe Sarayı’na çağrıldı ve...
read more